verba volant, scripta manent

2 notes

“Rahatladın nı? RAHATLADIN NI?”

Baharın gelişini cemrenin düşmesinden ya da her 1 Mayıs’ta inatla dayak yiyenlerden değil, bilinçaltımdaki bir dürtüyle amı götü dağıtmaya başlayışımdan anlıyorum. Teknik olarak 1 ay önce falan gelmiş olsa da, “bahar” işi gücü sallayıp kendimi gerzek eğlencelere verme dönemini ifade ediyor benim için. 2 ay önce başlayan ‘evden çıkmayıp dizi izleme’ maratonumdan sıyrıldım, kendimi sokaklara, şenliklere vurdum yine. Her geçen yaşımla birlikte bu halimden daha da utanıyor olsam da, ne bileyim, bazı şeylerin değişmiyor olması hoşuma gitmiyor değil, zeka yaşımın hala lise sonrası - üniversite öncesi dönemde kalmış oluşu gibi mesela. xDxDxD

İlginç, 2013 hala güzel geçiyor. Şikayetçi olduğum pek bir şey yok, daha doğrusu vardı ama kafayı takmamak adına güzel bir bahar temizliği ile kurtuldum o konulardan da. Hayatımda hala bir insan sirkülasyonu var, eskisi kadar çok değil belki, ama var. Eskiden bu durum canımı sıkardı çünkü benzer durumda olan kişilere baktığım zaman gördüğüm tek şey manipülatif, geçimsiz, sorunlu insan müsveddeleriydi. Şimdi ise pek de skimde değil açıkçası, belki de doğru olan budur; canımı sıkan sorundan kurtulduğum vakit dışarıdan nasıl göründüğüm neden umrumda olsun ki? Her şeyden önce kafamı rahatlatmak için yapmışım bunu, işe yaramışsa ne ala. İnsanların hakkımda ne düşündüğünü çok çok çok umursadığım dönemler oldu, her ne kadar 5+ yıllık blog geçmişimde yazılan kişisel yazıların çoğunda bunun tam aksini iddia ediyor olsam da dev bir yalancıymışım. Bunu, insanları gerçekten siklememeye başlayınca anladım. Sevdiğim insanlar var, çok sevdiğim insanlar var, sevmediğim insanlar var, nefret ettiğim insanlar var. Düşüncelerine önem verdiklerime gidip kendim danışıyorum zaten belli başlı konuları, geri kalanı da meeeeh. Her şey bu kadar basitmiş aslında, bunu anlamak için dram ve entrika dolu 28 yıl geçirmiş oluşum da benim ergenliğim, ne yapalım artık.

Biraz toparlanmam lazım, farkındayım. Kafa olarak değil, o konuda sıkıntı yok (kel oluşum dışında ZAAAA YİNE MÜTHİŞ ESBİRİ YABDIM) ama şu “partyin’ hard” modumu nereye kadar sürdürebileceğim merak konusu, zira işim var gücüm var çoluğumuz var çocuyumuz var çocuğumuz var. Güya Haziran’da 1 haftalığına İstanbul’a gidip konserlere doyacaktım ama bunu tüm paramı salak gibi bitirmeden önce düşüneydim iyiydi, bir B.Ç. klasiği. Zaten konserlerin olduğu dönemde önemli işlerim de var, onları bırakıp gidip gitmemek konusunda vicdani bir ikilem içerisindeyim. Bilemedim, bu konuya daha sonra değineceğim tekrar. Bu yaz anamı siktin İstanbul, olacak iş değil.

Özetle, hayat fena gitmiyor, bir süredir hep bunu söylüyorum zaten. Söylediğim bir diğer şey de kendimi biraz bile tanıyorsam eninde sonunda düşüşün de başlayacağı, buna şartlanmış değilim ama gerçekçi olmaya çalışıyorum. Şimdilik baharı güzel geçirdim/geçiriyorum diyeyim, sırada yaz var. Baby steps, kiddo, baby steps.

Bir sonraki Tumblr kızlığımda görüşmek üzere cancağızlarım. x0x0, B.Ç.

Filed under personal

16 notes

It’s the problems that make us interesting. You’re never out of control. Which is good… and… boring. Never losing control also means never putting yourself out there, never pushing your limits.
Dr. Robert Chase, House MD - “Lucky Thirteen” (s05e05)

Filed under house md

299 notes

434 Plays
The Menzingers
The Obituaries

I will fuck this up. I fuckin’ know it.
I will fuck this up. I fuckin’ know it.
I will fuck this up. I fuckin’ know it.
I will fuck this up. I fuckin’ know it.
I will fuck this up. I fuckin’ know it.
I will fuck this up. I fuckin’ know it.
I will fuck this up. I fuckin’ know it.
I will fuck this up. I fuckin’ know it.

Filed under the menzingers the obituaries on the impossible past punk rock pop punk